21 Kasım 2008 Cuma

GLİSEMİK İNDEKS (GLİSEMİK GÖSTERGE)

Son zamanlarda sıkça konuşulmaya başladı bu terim. Artık besinlerinlerin karbonhidrat içeriği kadar kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiği de önem kazandı böylece. Diyet düzenlerken düşük glisemik indeksli besinler önerilmelidir.
Glisemik indeks (GI) 50 gr karbonhidrat içeren test yiyeceğinin 2 saat içinde oluşturduğu kan glikozu artış alanının aynı miktarda karbonhidrat içeren referans yiyeceklerin oluşturduğu kan artış alanına kıyaslanmasıdır. Kısaca yenildikten 2 saat sonra besinlerin gösterdikleri glikoz yanıtlarının standart olarak alınan ekmeğin gösterdiği yanıta göre yüzde değeridir.
Beyaz ekmek standart alınarak yapılan çalışmalarda 50 gr karbonhidrat içeren besinler sınıflandırılmış ve ortalama GI'ler bulunmuştur.


Bazı besinlerin glisemik indeksleri
Beyaz ekmek=100
Bulgur=65
Spagetti=66
Pirinç=83
Mısır=87
Kök sebzeler=70-116
Kurubaklagilleri=20-60
Süt ürünleri=46-52
Yağsız süt=46
Tam süt=43
Yoğurt= 52
Dondurma=52
Meyvalar=34-93
Muz=84
Portakal=59
Elma=53
Şekerler=30-152
Fruktoz=30
Glikoz=138
Maltoz=152
Sukroz=89
Bal=126

Yiyeceğin emilim ve sindirim oranı arttıkça GI yükselir. 2 gr karbonhidratın emilim oranı ekmek için %27, mercimek için %15, soya fasülyesi için %6 olarak bulunmuştur.

Taneli besinler tanesiz veya sıvı besinlere göre daha düşük glisemik indeks cevabı oluşturur. İyi pişmiş nişastalı besinlerin GI'i az pişmişlerden daha yüksektir. Piştikten sonra bekleyen besinlerin GI'i düşer. Meyve meyve suyundan, pirinç pilavı pirinç çorbasından daha düşük glisemik indeks oluşturur.

Bunların yanında yavaş yemek yeme de sindirim ve emilim daha yavaş olacağından GI düşebilir.

Kaynak: Diyet el kitabı,beslenme,diyet ve gıda sözlüğü

10 Kasım 2008 Pazartesi

OBESİTE

Öncelikle çağımızın hastalığı olan ‘OBESİTE’ ye değinmek istedim. Gerçekten bu sorun Türkiye’de buz dağının sadece görünen kısmı gibi. Yani göründüğünden daha büyük bir sorun.. Fast food, bilgisayar ve televizyon bağımlısı bir gençlik yetişmekte. Bu sorunun zemini ise daha bebeklikte hazırlanıyor.
Obesite; vücut ağırlığının boya göre olması gerekenden fazla olması, alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması, bedenin yağ kitlesinin yağsız kitleye oranının aşırı artmasıdır. Bunların yanı sıra hormonal bozukluklar da etkendir.
Obesitenin tanı yöntemi;

· BKI
BKI (beden kitle indeksi) kilo/boyun karesi olarak hesaplanır. Eskiden 20-25 arası normal kabul edilirken artık WHO (Dünya Sağlık Örgütü) 18-25 arasının normal olduğunu belirtmiştir.

· Bel / Kalça oranı
Özellikle kadınlarda önemli ölçüde belirteçtir. Bu oranın yorumunda 2 tip yağlanma ile karşılaşırız; Jinoid tip armut tipi yağlanmadır. Yani ince bel, geniş kalça. Diğeri ise Android tip elma tipi yağlanmadır. Yani yağlar daha çok bel çevresinde birikir ki bu da kalp/damar sağlığı açısından risklidir.

· Yağsız doku kitlesi ölçülmesi
Tanita denilen aletlerde çıplak ayakla ölçülebilen bir belirteçtir. Önceden bahsettiğim gibi yağ hücre sayısı bebeklikte belirlenir. Yani çocuklukta hücre sayısı beslenme ile çoğalırken belli bir yaştan sonra sayısı sabitlenir ve fazla yağlar bu hücrelerde depolanır. Çocuklukta hiperplazi ( hücre sayısı fazla) varken yetişkinlikte hipertropi (yağ hücresi hacim büyüklüğü) görülmektedir. Buna dayanarak annelere bebek beslenmesi ve obesitesi ilintisiyle ilgili büyük sorumluluğun düştüğünü söyleyebilirim.
Total yağ dokusu erkekte % 20’nin, kadında % 30’un altında olmalı.

· Total vücut sıvısının ölçülmesi
Yine tanita ile ölçülebilecek bir değer.

İnsan vücudunda depolanan yağ dokusuna adipozit denir. Adipozitler vücuda aktif molekül salgılayan endokrin dokulardır. Bu aktif moleküllerden bazıları; resistin, adiponectin, gıhrelin, leptin, İL-2, İL-6, CRP, TNF alfa, fibrinojendir. Bu inflamasyon belirteçlerinin insülin ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişkisi vardır. Adipozitler obeslerde daha fazla olduğu için bu inflamasyon markerlar bu insanlarda daha fazla salınır. Sonuç olarak obesite direk olarak diyabet ve kalp hastalıklarıyla ilintilidir.
evde oturan bir diyetisyen olarak insanları netten bilgilendirmek istedim. en kısa zamanda bu blogda A'dan Z'ye diyet bilgilerimi ve tabi ki maceralarımı paylaşacağım...